"HÂKİMİYET BİLÂ KAYDÜ ŞART MİLLETİNDİR!" FİİLİ...
Reklam
RAMAZAN TÜLÜ

RAMAZAN TÜLÜ

KUYUYA ATILAN TAŞ

"HÂKİMİYET BİLÂ KAYDÜ ŞART MİLLETİNDİR!" FİİLİ OLARAK MİLLETİN MİDİR ?

16 Mayıs 2022 - 09:00


 
 
Rivayet edildiği üzere Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir ki, kullarından her mazlum ona sığınır. Eğer adalet ederse (Allah katındaki) ücretini alır. Halkın da bu duruma şükretmesi gerekir. Eğer haksızlık, zulüm yaparsa, onu vebali ona aittir, Halk ise sabır etmekle yükümlüdür.” (Bezzar, 12/17; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 9/475)
Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’da Fransa kralına yazdığı mektubunda “ben Allah’ın yeryüzündeki gölgesiyim” diyebilmektedir:

“Ben ki sultânü’s-selâtîn ve burhânü’l-havâkîn tâc-bahş-ı hüsrevân-ı rû-yi zemîn zıllullâhi fî’l-arzîn...”

“Allah’ın emir ve yasaklarının toplumda icra edilmesi, cihad ve hac gibi ibadetlerin yapılması ancak sultanla (devletle) mümkün olur. Bunun içindir ki, Peygamberimiz, yolculuk yaparken bile, birinin imam/reis olmasını emretmiş ve rivayeten 'Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir.' diye ifade edilmiştir. 
 
Dini inançlar nezdinde kainatın tek muktediri, yönetme yetkisini kullanma kudreti sadece Tanrı (Allaha) aittir. Onun içindir ki “Hakimiyet Allahındır” sözünü bazı kaynaklarda okumuş ve günümüzde de özellikle siyasal İslamcıların özel arabasının arka camlarında görmek mümkündür. 
 
Osmanlı Padişahlarının halife olmaları sebebiyle kendilerine uygun gördükleri unvandır “Tanrının yeryüzündeki gölgesi”.
 
1920 Aydınlanması ile “Hakimiyet” günümüz Türkçesi ile “Egemenlik” gökyüzünden ve yeryüzündeki gölgesinden alınıp bizatihi yönetilenlerin kendilerine tevdi edilmiştir. 
 
Nitekim; 1921 Anayasasının 1. Maddesi özgün haliyle; “Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.”
 
Yürürlükteki Anayasanın da 6. Maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” şeklinde kaleme alınmıştır ve Anayasamızda yazılı olarak durmaktadır. 
 
Egemenlik,   gerçekten milletin midir? 
 
Yani biz yönetilenler ne kadar egemeniz?
 
Her şeyden önce egemen olmak için önce birey olmak gerekir. Yani kişi önce öz benliğinin bilincinde olup haklarına sahip çıkması gerekir.
 
Egemenliğin yaşama geçmesi için gerçek demokrasinin olması gerekir elbette.  Gerçek demokrasinin de tüm kural ve kurallarıyla işlevsel olması gerekir.
 
Geri kalmış ülkelerde demokrasi kavramından gerek yönetenler gerekse yönetilenler farklı anlamlar çıkardığı ve yorumladığına da aşinayız.
 
Ümmetçi anlayışa haiz topluluklara gel de demokrasinin kurallarını anlat!
 
Ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olan hangi siyasal oluşumlarda parti içi demokrasi var?
 
Parti içi demokrasinin olmaz ise olmaz koşulu  “Ön Seçim” zorunluluğu ve uygulaması hangi siyasal partide var? 
 
Ön seçim olsa… Olması zorunlu kılınsa neler mi olur?
 
Bir ilde seçime giren tüm siyasal partiler ön seçimi uygulayacak ve kendi partilerinden aday adayı olanları parti üyelerinin oylarıyla sıralamaya tabi tutacaktır. Böylece her partinin ilk sıralarını toplum nezdinde beğenilen nitelikli kişiler oluşturacaktır.
 
Parlamentoya girebilme şansını yakalayan kişilerde bu nitelikli kişilerden oluşacağı için Yasama Organı daha nitelikli ve kaliteli vekillerden oluşacaktır.
 
Daha nitelikli ve kaliteli kişiler ise yasama faaliyetlerinde geniş halk kitlelerinin yararını düşünerek, daha bilimsel ve sağlıklı kararlar alacaktır. 
 
Akıl, bilim ve sağduyu devreye girdiği için artık kelleye dayalı çoğunluğun liderlerinin isteği doğrultusunda, özgür iradeleri dışında “evet”, “hayır” anlamında oy kullanma dönemleri anti demokratik sürecin çöplüğüne atılacaktır.
 
Olması gereken budur?
 
 Çok mu zordur uygulaması? 
 
Niye zor olsun ki. Olmasını arzu ettiğimiz yöntem öyle çok afakî ve ütopik değil ki. Yeter ki Lider sultalığı ile siyasetin rantından faydalanan, alınan gurup kararları doğrultusunda parmak kaldırıp indiren parlamenter oligarşinin figüranlarınca kabul edilsin.
 
Anayasamız da bunu öngörmüyor mu? 
 
Denemek faydalı ve yönetilen geniş halk kitlelerinin yararına olacaktır.